DÜNYAYI KURTARAN KADINLARDA ARA

1.1.16

sinek kuşları

2015'in son gününü, bir yandan kuzinede kuru fasulyeli kek pişirip bir yandan çeviri yaparak geçirdim. Aralarda komşuya gittim, köpeği gezdirdim, ördeklerin, kazların donan sularını yeniledim, el arabasının lastiğini şişirip odun taşıdım ve internet tarayıcımın sonra okunmak için haftalardır açık bırakılmış sekmelerini nihayet okuyup kapatmaya çalıştım (ve yine başaramadım :) ).

Okunacak sekmelerden biri Vandana Shiva ile, 2003 yılında yapılmış bir röportajdı. Röportaj bana üniversitedeyken okuduğum ilk sürdürülebilirlik makalelerini, uzunca hayalini kurduktan sonra kavuştuğumuz toprak parçasını su altında bırakacak barajı ve bu toprağın yer yer yabani ot bile yetişmeyecek kadar zehirlenmiş/öldürülmüş olduğu gerçeğini hatırlattı... Gerçekleşen ve kırılan hayaller nasıl bu kadar iç içe geçebiliyor bir kez daha hayret ettim... Bizi hayatta tutan şey bu denge mi acaba? Belirsizlik ve Değişimle Birlikte Güzel Bir Hayat mümkün mü acaba?

Vandana Shiva'dan bu blogda defalarca söz ettim, yazılarını paylaştım. Shiva'nın, gezegenin kaynaklarını ele geçirmek ve sömürebilmek için her şeyi yapabilecek dev güçlere karşı dimdik duruşuna, zekâsına, bir yandan dünyayı kurtarmak için ciddi bir savaş verirken bir yandan hep gülümsemesine ve sanki az sonra kalkıp size çay ikram edecekmiş havasına hayranım. Uzundur yazdığı her şeyi okumaya çalışıyorum ve şimdi ona bir adım daha yaklaştığımı hissediyorum, çünkü Sineksekiz Yayınevi için, Maria Mies'le birlikte kaleme aldıkları Ecofeminism adlı kitabın çevirisini yapıyorum.

Bu kitabın çevirmeni olmak benim için bir onur. Vandana Shiva dünyayı kurtarmak denince aklıma gelen ilk kadınlardan; ama Dünyayı Kurtaran Kadınlar sadece ünlü aktivistleri kapsamıyor. Bu blog, bu kavram, ne demeliyim, bu kurgu... aslında benim hem kötülerle dişe diş kavga etmek isteyen yanımı, hem "Kuş ölür, sen uçuşu hatırla" diyen yanımı, hem de sinek kuşu olmak isteyen yanımı kucaklıyor. Evet bir yanım barajlarla ve madenlerle mücadele etmek, sistemi kökünden sarsmak, dünyayı kurtarıp tarihe geçmek istiyor. Bir tarafım da dünyayı olduğu gibi kabullenmek, kendi içime dönmek, yazmak çizmek, örgü örüp dikiş dikmek, şu bilgisayarı bir kenara bırakıp ağaçlarla kuşlarla muhabbet etmek istiyor. Ama sonuçta dönüp dolaşıp kendimi sinek kuşu gibi su taşırken buluyorum. Sanırım önümüzdeki yıl yine ne dünyayı kurtarabilecek ne de ormana taşınabileceğim. Sinek kuşu olmaya, tek başıma beceremeyeceğimi bilsem de, dünyayı kurtaracağına inandığım şeyleri elimden geldiğince yapmaya devam edeceğim. Başka sinek kuşlarının varlığından haberdar oldukça heyecanlanacak ve onlar hakkında yazılar yazacağım. Siz de bir sinek kuşuysanız, ya da bir sinek kuşu tanıyorsanız bana bir mesaj atın da tanışalım.

İyi seneler.

4 yorum:

  1. Hepsi olan halini seviyorum İlknurcanım. Varlığını hissetmek bile güzel. Teşekkürler güzel çevirilerin için.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sağol tijencim, ben de senin varlığını her zerresiyle seviyorum, iyi ki varsın

      Sil
  2. Yanıtlar
    1. ah canım mor minörüm ben de seni :)

      Sil

Popüler Yayınlar