DÜNYAYI KURTARAN KADINLARDA ARA

29.4.14

Kandida 2: Didem'in Kandida Macerası-2. Bölüm


UYARI: YAZDIKLARIMIN HEPSİ BENİM DENEYİMİMDİR VE ETKİLERİNİN SİZDE DE AYNI OLACAĞININ GARANTİSİ YOKTUR. TIBBİ BİR EĞİTİMİM YOKTUR,
DOKTOR YA DA DANIŞMAN DEĞİLİM. LÜTFEN BURADA YAZILANLARI BİR REÇETE GİBİ ALIP UYGULAMAYIN. BU YOLCULUKTA PEK ÇOK HATA YAPTIM, HER HANGİ BİR DENEYİMİMİ UYGULAMADAN ÖNCE SON YAZIMI (http://dunyayikurtarankadinlar.blogspot.com.tr/2014/11/kandida-3-bir-yok-olus-hikayesi.html) MUTLAKA OKUYUN. DENEYİMLERİMİ KENDİNİZE YAKIN BULUYORSANIZ BENİMLE İLETİŞİME GEÇİN: didemcivici@hotmail.com

Tadı damağımızda kalan pancarlı sarmısaklı Candida'nın Didem'le İmtihanı yazısının ardından Didem bir bizlere büyük hizmet daha sunuyor ve mutlu sonu paylaşıyor...


Divine source shell, Alexandra Florschutz
Candida Bye Bye – Vol. 2

Müjdemi isterim! Kültür testi yaptırdım yeniden ve sonuç tertemiz çıktı! “Overgrowth” denilen aşırı üreme halini geride bırakmış olduğumu ilan edebilirim artık :) Evet, 4 ay süren yoğun “Candida Diyeti”nin ardından özgürlüğümü ilan etmiş bulunuyorum! Sevincimin dağlara diyarlara sığmamasıyla aşk sarhoşu oldum, derin nefeslerle şükranlarımı sundum Kaz Dağları’na. Bedenimi sağlıklı ve bütün hissedebilmek büyük bir lütuf. Kadınlığımla barışık olmak, rahmimi, vajinamı aşkla kucaklayabilmek muhteşem bir hafiflik.

Önceki yazıyı, yapmış olduğum kürün 3. haftasında yazmıştım. Bu yazıda ise neler işe yaradı, neler yaramadı, bu sürede neler yaşadım onları anlatacağım.

En başta 2 haftalık diye başladığım kürün daha uzun vadeye yayılması kararını aldık doktorum Onur Aydınoğlu ile. Bir yandan kendisinin hazırladığı bitkisel karışımlara devam ediyordum, diğer yandan da yine kendisinin uyguladığı meridyen terapisi ve akupunktura ağırlık veriyorduk. Haftalar geçmişti ancak akıntılar azalmadığı gibi fazlalaşmıştı ve kaşıntı dayanılmayacak durumdaydı. Biraz (!) sabır, biraz metanet ve fazlaca inat ile (oğlak burcuyum :) ) bu illetin üstesinden gelecektim, amma ve lakin bir şeyler doğru değildi sanki, ya da bu meret benden daha inatçıydı!

Ocak ayının başında başladığım küre katı bir şekilde hala devam ediyordum ve Nisan ayını etmiştim, ancak bir ilerleme kaydedememiştim henüz. Ancak büyük bir fark vardı öncesine göre: Tamam, akıntı ve kaşıntı beni benden alıyordu, fakat bedenen öylesine güçlü ve zinde hissediyordum ki, bu candida denilen mantarın kendi krallığını kurmuş olmasını aklım almıyordu. Dedim ya oğlağım diye, inadım inat süründürecektim bu yaratığı :)

Nisan ayı ile iyiden iyiye üzerime kurulan akıntılardan sıtkım sıyrılmıştı ki bir de kuyruk sokumu ve ön genital bölgeme yayılan kaşıntıyla boğuşmaya başladım. Bunda bir iş vardı, ne yapacağımı da bilemiyordum. Bu sırada Onur Bey candida için esansiyel yağlar araştırmaya başladı ve Hindistan cevizi-kekik karışımı hazırladı. Bu karışımı uygulamaya başladığımın ertesi günü kaşıntı neredeyse bitmişti, lakin akıntılar devam ediyordu. Bunun üzerine bana kültür testi yaptırmamı tavsiye etti, zira en son ne zaman yaptırmıştım hatırlamıyordum ve bu durumun candidadan başka bir şeye dönüşmüş olma ihtimali vardı.

Kültür testini yaptırdım. Sonuçlar bir anda elimi ayağıma dolaştırdı. E. Coli ve E. Faecalis bakterileri bulundu. Özellikle E. Faecalis’in ne menem bir şey olduğunu okuduğumda ve “fatal” (ölümcül) kelimesiyle karşılaştığımda kalbim deli gibi çarpmaya başladı. “E candida daha mı iyiydi ne..” deyivermişim.

Onur Bey’i aradım, durumu izah ettim. Endişelenmemem gerektiğini, yeni bir bitkisel karışımla en fazla 1 ay içinde bundan kurtulabileceğimi söyledi. Tabi benim içim rahat etmedi. Testi jinekoloğum Cem Fıçıcıoğlu’nun bulunduğu hastaneden farklı bir yerde yaptırmıştım ve emin olamıyordum. Hemen Cem Bey’den randevu aldım ertesi güne ve yeni bir test daha yapıldı. Ayrıca Cem Bey de endişelenmemin yersiz olduğu üzerinde durdu, söylediğine göre “bulaş” olabilirmiş ve zaten bu bakteriler vücudumuzda her daim bulunuyorlarmış. Ek olarak son kültür testimin 1 sene önce yapılmış olduğunu, “Candida Overgrowth” teşhisi konulduğunu hatırlattı. Önceki testin sonuçları üzerine 5 günlük antibiyotik yazdı, ancak kullanmak istemediğimi, tedaviyi Onur Bey’e bırakacağımı söyledim. Artık yeni sonucu bekleyecektim.

Ben jinekolarla hemhal ola durayım, bu arada Onur Bey bu bakterilere karşı yeni bir yağ karışımı hazırladı: H.cevizi, greyfurt, kekik ve lavanta. Önceki karışımdan rahatsız olmamıştım, her hangi bir tahriş vs durumu yoktu ve iyi gelmişti, o nedenle daha güçlü bir karışımın etkili sonuçları olabileceği üzerinde durarak bu karışımı kullanmamı tavsiye etti. Gerçekten de etkiliydi, yaraya dönüşmeye yüz tutan kaşıntı alanları bir gecede sakinledi ve rahat bir nefes aldım. Bu krem ile birlikte yine Onur Bey’in hazırladığı, bakterilere karşı etkili bitki karışımı ile yola devam etmeye başladım.

Sonuçlar 3 gün sonra çıktı ve yeni bir şok yaşadım: Temizdi! Tabi ben yine rahat edemedim, zira birinde bakteri diğerinde negatif çıkınca 3. bir test farz olmuştu. Daha önce hiç gitmediğim özel bir hastaneye gittim. Jinekolog bir kadındı. Durumu anlattım, sürecimi ve talebimi dile getirdim, ancak biraz (!) egosu yüksek bir hanımefendi olduğundan beni fazla dinlemeyerek, “Tamam gel bakalım ben anlarım candida var mı yok mu, zaten kültür testinden de çıkmaz,” deyiverdi. Her ne kadar yoruma ihtiyacım olmadığını, zaten bir doktorum olduğunu, ilaç kullanmadığımı söylesem de mırın kırın ederek kültür aldı ve sonuçlarla birlikte kendisini görmemi ve bir kaç ilaç yazacağını, böylece bu durumdan kurtulacağımı söyledi. Hoş, bunları söylerken önündeki reçeteye 2 ilaç karalamıştı bile. Bunlar yetmezmiş gibi elime bir de tampon broşürü sıkıştırdı. “Al, bunu kullan,” dedi. Ne olduğunu sorduğumda laktobasiller içeren yeni bir ürün olduğunu ve bunu kullanmam gerektiğini söyledi. “Ben cup kullanıyorum, üzgünüm ama ilgimi çekmiyor,” demiş olmamım onun için hiç bir şey ifade etmediğini anlamam bir kaç saniye sürdü. Neyse, kültürü yaptırmıştım ve “Ben bir kadınım, elbette ki daha iyi bilirim!” alt yazısıyla konuşan kadın jinekolog tayfasının bu üyesinden bir an önce kurtulmak üzere hızlı adımlarla uzaklaştım.

Veee... dün öğrendim ki 3. kültür testim de temiz çıkmış! Yani beyanım odur ki No Candida No Coli!  Sevincimi elbette ki koca bir çikolatalı pastayla kutlayamadım, ancak aylardan sonra bir kaç yudum şarabımı içtim, bir parça çikolatamı yedim, mutluyum :) Artık bundan sonrası daha da önemli, zira bu savaşı kazandım, ve geriye dönmeye hiç mi hiç niyetim yok. “Kür” adı altında başladığım beslenme şekli hayat tarzım halini aldı ve çok iyi hissediyorum! Karbonhidrat kesinlikle aramıyorum, tatlı istediğimde ise sanırım artık evde kendime dondurma yapacağım :)

Bu arada not düşmekte fayda var: Önceki yazımda tarifleri geçen fermente ürünlere bir haftalığına ara verdim. Ön genital bölgeme yayılan kaşıntının alerjik olabileceği ihtimalini göz önünde bulundurarak fermente gıdalara ara vermemi önerdi Onur Bey. Bir de söylediğine göre fermente gıdaların enerjisi daha çok sonbahar ve kış aylarına uygun. Zaten havalar sıcaklaşmaya başladığıyla tüketemez olmuştum. Bu durum sadece fermente ürünlerle alakalı değil tabi ki, arada daimi tükettiğimiz besinlere ara verip bedensel değişikliklere bir göz atmak bence de oldukça faydalı. Bir de bunlara ek olarak bahar döneminde kısa da olsa bir detoks harika olur :)

Sonuç olarak kültür temiz çıkmıştı ve ilk yapılan testin yanlış pozitif olma ihtimali vardı. Ancak kaşıntıların devam ediyor olması alerjik bir durumun olasılığını gösteriyordu. Yeni bir tedavi prosedürü olarak fermente ürünlere bir süre ara verip kendimi inceleyeceğim. Fermente ürünlerle birlikte süt ve ürünlerine de ara verdim aslında, ya da azalttım diyeyim. Kaşıntılar ve hassasiyet sona ermiş durumda. Yıllardan sonra güçlü ve sağlıklı bir vajinaya sahip olmanın mutluluğu içerisindeyim!

Herkese Candida’sız ve 100 kaplan gücünde bir yaşam diliyorum!


ve Didem'in kandida macerası burada bitmiyor. Devamı için

Kandida’nın Dönüşü:
Kandida: Bir Yok Oluş Hikâyesi
http://dunyayikurtarankadinlar.blogspot.com.tr/2014/11/kandida-3-bir-yok-olus-hikayesi.html

Popüler Yayınlar