DÜNYAYI KURTARAN KADINLARDA ARA

3.2.14

Kandida 1: Kandida'nın Didem'le imtihanı

Fotoğraf: Filiz Telek

UYARI: YAZDIKLARIMIN HEPSİ BENİM DENEYİMİMDİR VE ETKİLERİNİN SİZDE DE AYNI OLACAĞININ GARANTİSİ YOKTUR. TIBBİ BİR EĞİTİMİM YOKTUR,
DOKTOR YA DA DANIŞMAN DEĞİLİM. LÜTFEN BURADA YAZILANLARI BİR REÇETE GİBİ ALIP UYGULAMAYIN. BU YOLCULUKTA PEK ÇOK HATA YAPTIM, HER HANGİ BİR DENEYİMİMİ UYGULAMADAN ÖNCE SON YAZIMI (http://dunyayikurtarankadinlar.blogspot.com.tr/2014/11/kandida-3-bir-yok-olus-hikayesi.html) MUTLAKA OKUYUN. DENEYİMLERİMİ KENDİNİZE YAKIN BULUYORSANIZ BENİMLE İLETİŞİME GEÇİN: didemcivici@hotmail.com 

Uzunca süredir şikayetçi olduğu Canadida, namı diğer vajina mantarına, buralarda kimin sözünün geçtiğini göstermeye karar veren Didem'in süreci tüm detaylarıyla, kür günlüğü ve fermentasyon tariflerine varana kadar anlattığı yazısıyla karşınızdayız...

CANDIDA (VAJİNAL MANTAR) BYE BYE!-
Evet, bu yazının ismi ancak bu olabilirdi: Güle güle pek muhterem Candida, nam-ı diğer mantar!

Hikâyemiz 2008 yılında başladı. Umudum o ki, bedenimde misafir ettiğim bu cismin yarattığı olumsuz tavırları azimle yok edeceğim. Bu benim için bir yaşam savaşı artık, zira hayat enerjimi emen bir vampire benzetiyorum onu, ve biliyorum ki benim dışımda pek çok kadının hayatını da bir hayli olumsuz etkileyen bir durum bu.

Candida dediğim cisim, ki kendisi halk dilinde “mantar” olarak bilinir, kendisi aslen bir tür maya. Bende yaratmış olduğu özellikli durum ise bedenimde vajinal mantar şeklinde yer almış olması. İlk başlarda bir kaç ayda bir hafif kaşıntı ve akıntı ile kendini gösteren bu meret, daha sonraları (başladıktan yaklaşık 1-1.5 sene sonra) kronik bir hal almaya başladı. Bazen her ay regl öncesinde sektirmeden baş rolü alan candidacığım oldukça canımı sıkmaya, hayatımı zora sokmaya başladı. O yıllarda üniversitede öğrenciydim ve mâlum sınav stresiyle pek de anlaşamıyorlardı, çünkü stres candidayı oldukça etkiliyordu. Bağışıklık sistemimdeki her hangi bir dengesizlik de hemen candidanın canlanmasına ve sahneye atlamasına neden oluyordu. Bir de bunlara o dönemde yoğun olarak maruz kaldığım panik atak ve anksiyete durumlarımı eklersek durumun vahimliğini tahmin edebilirsiniz sanıyorum. Daha sonradan öğreneceğim üzere candidanın kalp çarpıntısı yaratma olasılığından haberdar değildim elbette o zamanlar. Anksiyetenin ilerlemesi ile candidanın vücuduma yerleşmesinin doğru orantılı olduğunu hiç bir zaman fark edememekle birlikte, kapı kapı bana uygun bir jinekolog aramaya başladım. 8 ayrı doktordan sonra umudumu yitirmeye başlamıştım, zira verdikleri ilaçların hiç bir yardımı olmuyordu. 5-7 günlük antifungal vajinal kapsül ve 7-10 günlük probiyotik kapsül... hep aynıydı. İşin kötüsü bunlar işe yaramadığı gibi her seferinde daha da güçlendiğini hissediyordum. En sonunda Yeditepe Üniversitesi Hastanesi’nde Prof. Dr. Cem Fıçıcıoğlu’na başvurdum. 2010 yılından bu yana tüm jinekolojik muayenelerim için kendisine gittim ve candida sürecinde oldukça yardımı dokundu. Semptomlar başladığında kendisine gidiyordum ve uyguladığı müdahale ile hızla geçiyordu etkileri. Ancak bunların hiç biri candidanın “tekrarlamasını” engellemiyordu. Cem Bey’in verdiği ilaçlar da yetersiz gelmeye başladı. Tahminim oydu ki candidanın bağışıklığı söz konusuydu, ya da bilmediğim ve tahmin edemediğim bir durum mevcuttu. Sonuç olarak jinekoloğumun tavsiyeleri ve uygulamaları da boşa çıkıyordu. 5 sene olmuştu ve ben hâlâ bu garip cismin esiri durumundaydım. Kendimce araştırmalar yaptım bu süre boyunca: şeker ve alkol kesinlikle tüketilmemeliydi. Mayalı besinler, çikolata, kahve, kafein de öyle. Neyse ki 14 yaşımdan beri tamamen sağlıklı besleniyordum, hatta 2006 yılından beri vejetaryendim. Şeker kesinlikle tüketmiyordum. Bol meyve, bakliyat, yoğurt (mümkün olduğunca çok yiyordum, çünkü probiyotiğin candidanın ezeli düşmanı olduğunu öğrenmiştim), sebze yoğunluklu besleniyordum. Yakın kadın dostlarımla durumumu paylaştığımla bir kaç öneri de almıştım ve arada bunları uyguluyordum: Sarımsak ve yoğurt tamponu. Sarımsak konusuna çok yaklaştığımı söyleyemem o vakitler, ancak yoğurda buladığım tamponu vajinaya yerleştirmek beni oldukça rahatlatıyordu. Tabi bu tamponu 1 saatten fazla tutmuyordum, ki bunun çok çok yetersiz olduğunu da çok sonraları öğrenecektim.

Bu süre zarfında anksiyete ve candidaya ek olarak 2011 yılında IBS (İrritabl Bağırsak Sendromu) tanısı da konuldu. Yanlış uygulama sonucunda (video kapsül kolonoskopi nedeniyle bağırsaklarımı temizlemek için cüsseme göre çok fazla müshil verilmişti) bağırsaklarımda ne kadar iyi bakteri varsa hepsini kanalizasyon sularına dökmüştüm ve benim için çok zor bir 6 ay deneyimledim bu sayede. Bedenim çok güçsüzdü, sürekli su içme ihtiyacı duyuyordum ve günde 8-10 kere tuvalete çıkıyordum. Bu durum uzun bir süre bedenimdeki iyi bakterilerin inşasını durdurmuş oldu ve tahmin edersiniz ki candida da tam bu dönem itibariyle güçlenmeye başladı. Sonraki seneyi biraz rahat geçirmeme karşın 2013 yılı itibariyle iş stresimin artması ve kişisel hayatımın karmaşıklaşması ile yükselen gerginliğin etkisiyle anksiyete, kalp çarpıntıları ve candida eskisinden de güçlü olarak geri geldiler. Artık bu konuda ümitsizdim, zira jinekoloğumun verdiği ilaçlar da hiç bir etki yaratmadığından dolayı tamamen zamana bırakmıştım artık her şeyi. Ömrüm boyunca bu meretle yaşamak zorunda olduğumu düşünüyordum.

Tüm bunların olumsuz duygularını barındırırken 2013 yazının sonunda çok sevdiğim bir arkadaşım aracılığı ile bir doktorla tanıştım. Geleneksel Çin Tıbbı ve Naturopatik Tıp doktoru, ve aynı zamanda fitoterapist, akupunktur ve meridyen terapisi uzmanı olan Dr. Onur Aydınoğlu ile ilk başta bel ağrılarım için görüşüyorduk. Uyguladığı teknikler ve verdiği tavsiyeler sayesinde bir kaç gün içerisinde bel ve sırt ağrılarım tamamen yok olmuştu. O sıralar Onur Bey’in kurduğu Heal İstanbul Doğu Şifa sanatları Merkezi’nin müdavimi oldum. 2013 Kasım gibi başladığımız tedaviler kısa sürede bedenimi yenilememe neden olmuştu, ancak bir yandan candida durumu da devam ediyordu. En sonunda bu konuda da Aydınoğlu’na danıştım. Anksiyete durumumdan haberdardı ve candidanın da bu çarpıntılarla çok alakalı olabileceğini ve hemen bir küre başlamam gerektiğini, böylece kısa sürede bağışıklık sistemimi de güçlendirerek mantarın olumsuz etkilerinden kurtulabileceğimi söyledi. Bunun yanında “kan tıkanıklığı”ndan bahsetti, candidaya ve diğer poblemlerime yol açan sorunun da bundan kaynaklanabileceğinin altını çizdi. O sırada şehir dışındaydım ve tekrardan İstanbul’a gittiğimde kendisiyle görüşene dek bu kürü uygulayacaktım. Oldukça heyecanlanmıştım, zira o zamana dek hiç bir tıbbi girişimin etkili olmadığını deneyimleyen ve kanıksayan ben için elbette ki doğal yöntemlerle bu şeyden kurtulmak harika olacaktı! Ayrıca kendisi bu konuları da içeren, bireyselleştirilmiş ve bütünsel beslenme üzerine bir kitap yazıyor şu sıralar. Senelerdir (yaklaşık 15 senedir) her türlü beslenme yaklaşımını didik didik etmiş benim gibi birisi için böyle bir yaklaşımın dile getiriliyor olması da iç rahatlatıcı bir durum.

Doktorum özellikle bir kaç nokta üzerinde durdu:

Popüler Yayınlar